2026 yılının ilk maaş gününde kamudaki ücret adaletsizliğini Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde ve 81 ilde meydanlarda protesto ettik. Eylemlerimizde, “Kamuda Ücret Reformu” çağrımızı bir kez daha haykırdık. Genel Başkanımız Ali Yalçın, ücrette dengenin, gelirde adaletin, kamuda huzurun sağlanmasını talep ettiklerini belirterek, “Ücrette denge için kamuda ücret reformu istiyoruz. Gelirde denge sağlanması için kayıpların telafi edildiği ve emekliye de yansıyacak şekilde seyyanen zam verilsin diyor, emeklilere verilmeyen seyyanen zammın da bir an evvel yansıtılmasını istiyoruz. Kamuda huzurun sağlanması için 4688 sayılı kanunun evrensel ilke ve normlara uyumlu hâle getirilmesini istiyoruz” dedi.
Kamudaki ücret adaletsizliğini bir kez daha haykırmak, alın terimizin karşılığını almak, hak, emek, adalet için Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde ve bütün illerde eylem yaptık.
Konfederasyonumuz Memur-Sen tarafından düzenlenen eyleme katılan üyelerimiz, “Susma haykır, adalet haktır”, “Adaletin yolu ücret reformu”, “Hak, emek, adalet, haykırmaya devam et”, “Memuruz, haklıyız, kazanacağız”, “Yeni yasa gelsin, hakkımız verilsin”, “Ücrette denge, gelirde adalet”, “Güçlü memur, güçlü Türkiye”, “Dur de, dur de,haksızlığa dur de” şeklinde sloganları ile “Ücrette dengesizlik, gelirde adaletsizlik, kamuda huzursuzluk bitsin” taleplerini dile getirdiler.
“Sosyal maliyeti büyüdü, kamuda huzursuzluk arttı”
Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Hazine ve Maliye Bakanlığı önündeki eylemde, “Kamuda Ücret Reformu İstiyoruz. Ücrette Dengesizlik, Gelirde Adaletsizlik, Kamuda Huzursuzluk Bitsin!” yazılı pankart önünde açıklamalarda bulundu.
2026 yılının ilk maaş gününde, Memur-Sen ve bağlı sendikaları olarak tüm illerinde meydanlarında eylemde olduklarını ifade eden Yalçın, toplu sözleşme sürecinde eylemliliklerinin, tepkilerinin ve haksızlığa karşı duruşlarının süreceğini ifade ettiklerini hatırlattı.
Kamu görevlilerinin 2026 yılının ilk maaşını bugün aldıklarını, zamlı maaşların bile aynı işi yapan farklı statülerdeki personelin ücretinden düşük olduğunu herkesin bir kez daha gördüğünü vurgulayan Yalçın, sosyal maliyetin büyüdüğünü, kamudaki huzursuzluğun arttığını, gelir dağılımının bozulduğunu, kamuda çalışanlar arasındaki makasın gün geçtikçe açıldığını söyledi.

“Derdimiz, ekmeğimiz, emeğimiz, geleceğimizdir”
Böylesi bir haksızlığa karşı susmak değil seslerini duyurmak için, hesabın sorumlusunun önünde olduklarını kaydeden Yalçın, şöyle devam etti:
“Bizim derdimiz, ekmeğimiz, emeğimiz, geleceğimizdir. Mücadelemiz, masada sesimizi duymayanların sahanın sesini duyması içindir. Aynı işi yapanlar arasındaki ücret uçurumuna maliye nasıl göz yumuyor? Memurun ve emeklinin sesini hükûmet nasıl duymuyor? Maliyeciler bütçeyi denkleştirdiler fakat memurun sosyal maliyetini hesaba katmadılar. Sosyal maliyeti önlemek, bütçeyi denkleştirmekten hem daha kolay hem de daha adaletliydi. Fakat işveren de hakem de zor olanı seçti. Masada söyledik. Hakem kurulunda söyledik. Eylemlerimizde, basın açıklamamızda her platformda söyledik. Şimdi bir kez daha söylüyoruz: Kurumlarda huzur kalmadı. Maliyenin bir tarafı öz bir tarafı üvey gören sistemi çalışma barışını bozdu, sistemi tıkadı, dahası insanları çileden çıkarma noktasına getirdi. Kamu görevlileri koridorlarda bordro kıyaslaması yapıyor. Sabah servise binildiğinde, ‘bunca yılın, emeğin, alın terimizin karşılığı bu muydu’ deniyor. Fazla mesai yapan koruma güvenlik personeli, ‘bana bir veriyorsunuz, yanımda aynı işi yapan farklı statüdeki personele 10 kat veriyorsunuz’ diyor. Ücrette denge, sistemde bütünlük yoksa çalışma hayatında huzur olur mu? Böyle bir ortamda kamu hizmeti sağlıklı sürdürülür mü?”
“Kamuda personel ve ücret reformu kaçınılmazdır”
Kamuda personel ve ücret reformunun artık kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Yalçın, “Sorunu öteleyerek görmezden gelmek, halının altına süpürmek artık devam ettirilemez. Kanun sıkıştırıyor, masa daraltıyor, işveren zamanı yetiştiremiyor, hakem kurulu yetki kullanmaktan kaçıyor fakat memurun artık ne sıkışacak hâli ne daralacak mecali ne de kaybedecek zamanı kaldı. Yasa, masanın yükünü taşımıyor; kanun çözmeye, masa kazanım üretmeye imkân vermiyor.” şeklinde konuştu.
“Hakemin işlevsizliğine, yasanın yetersizliğine, masanın geçiştirilmesine artık tahammülümüz yoktur”
Ali Yalçın, kamu görevlilerinin nefes alacak, sendikal alanın ise soluk bulacak yeni çıkışlar aradığını ifade ederek, şunları söyledi:
“Sekiz toplu sözleşmenin dördü uzlaşmazlıkla sonuçlandı. Kararların yarısını masa, yarısını da hakem kurulu verdi. 16 yıllık sürecin sekiz yılı için ‘tamam’ diyebildik. Son iki sözleşme uyuşmazlıkla sonuçlandı. ‘Ne sorun var ki’ duyarsızlığı değil, ‘Gelin görüşelim’ duyarlılığı istiyoruz. Sekiz toplu sözleşmede tutanak tutulmadığını da hakem kuruluna elimiz boş gönderildiğini de hedeflenen enflasyon kadar bile zam verilmediğini de masada kazandığımız maddelerin sahada uygulanmadığını da gördük. Hakem kurulu bunlardan bir tanesine bile ‘böyle iş mi olur arkadaş’ diyemedi. Toplu sözleşmenin hukuku korunmadı. Tarafların iradesine ve mücadelesine saygı duyulmadı. Hakem kurulu dediğin teraziyi elinde tutar, dengeyi gözetir, ekonomiyi dikkate alır, hakkaniyetle yaklaşır. Hakem kurulu, bu zamana kadar gerçeklere gözlerini, memurların beklentilerine ise kulaklarını kapattı, doğruyu söyleyemedi, gerçekleri sorgulayamadı. Kısacası, hakem kurulu maliyenin sesinden, hazinenin talimatından başka bir şey duymadı, görmedi. Hakem kurulu bir eliyle teraziyi tuttu, diğer eliyle de terazinin bir kefesine bastırarak adaletsizliğe aracı oldu. Fakat memurların da Memur-Sen’in de hakem kurulunun işlevsizliğine, yasanın yetersizliğine, masanın geçiştirilmesine artık tahammülü yoktur.”

“Hükûmetin 2026 yılındaki görevi personel reformu ve sendika kanunu yapmak olmalıdır”
“Bu yıl bizim iki hedefimiz, işverenin ve hükûmetin ise iki sorumluluğu var” diyen Yalçın, şu ifadeleri kullandı:
“Birincisi, kamu personel reformunu yapmak, ikincisi ise 4688 sayılı kanundaki eksiklikleri, fazlalıkları, adaletsizlikleri ve yetersizlikleri artık memurların ve temsilcilerinin gündeminden çıkarmak. Bütün bu hususlara ilave olarak, gelirde adaletsizlik, vergide dengesizlik, giderlerde belirsizlik büyüyerek devam ediyor. Enflasyonun yüzde 50 olduğu bir zeminde, 2025 yılı için yüzde 5 enflasyon bekleniyordu. Biz o dönem açıkça söyledik, ‘Enflasyon hızla yükselir ama beklendiği gibi düşmez’ dedik. 2023 yılında sözümüz dinlenmedi. İki yıl memurlarımız enflasyona, yüksek zamlara, gelir kayıplarına ve gelir dağılımı adaletsizliğine mahkûm edildi. Soruyorum size, bu yanlış ülkemize, milletimize, kamu görevlilerine ne getirdi? Memurların alım gücü baskılandı da enflasyon tek haneye mi düştü? Gelir dağılımında adalet mi sağlandı? Altın, dolar, kur fırladı; et, süt, yumurta fiyatları uçtu, kiralar maaşların yüzde 50’den fazlasını aldı gitti. Maaşların zorunlu giderlere oranı yüzde 60-65’ti, şimdi yüzde 100’ünü geçti.”
“Gelir vergisi sistemiyle memurun geliri tırpanlanıyor”
Gelir vergisi matrahlarının çarpıklığına da değinen Yalçın, “Gelirimiz artmadığı gibi gelirimizi baskılayan giderlerin de bilerek artırılmasına göz yumuluyor. Gelir vergisi sistemi ile memurun geliri tırpanlanıyor. Geleceğin hayalini kurmak, bugünü yaşamaktan geçer. Geleceğin hayalini kuramıyorsanız, bugünü yaşayamıyorsunuzdur. Kamu görevlilerimiz ve emeklilerimiz bugünü yaşayamıyorsa, bugünün şartlarına uyum sağlayamıyorsa, geleceğin hayalini kurabilir mi?” değerlendirmesinde bulundu.
“Tutmayan enflasyon hedeflerinin bedelini memur ve emekli ödüyor”
Yalçın, tutmayan enflasyon hedeflerinin bedelini memurun ve emeklinin ödediğine işaret ederek, şöyle devam etti:
“Eskiden iki yıl dişimi sıkarsam araba alırım, 10 yıl dişimisıksam bir ev alırım diyorduk. Şimdi hayali bile kurulamadığı için, insanlar tasarruf yapamıyor, enflasyon düşmüyor,ekonomi politikaları tutmuyor. Tutmayan politikaların faturası memura, hesabı ise emekliye kesiliyor. İşveren de hakemkurulu da maliyenin bürokratları da toplu sözleşme sistemindeki çarpıklık yüzünden kamudaki çalışanlardan birine beklentiyi, diğerine gerçekleri baz alarak zam yapıyor.”
“Çalışma huzurunu sağlamak, ekonomik hedefler kadar kıymetlidir”
8. Dönem Toplu Sözleşme’nin, kayıpların telafi edildiği, çalışma barışının sağlandığı bir sözleşme olması gerektiğinin altını çizen Yalçın, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Aksine tekrar kayıplarımızı görmeyen bir sözleşme olarak sonuçlandı. Biz bugün burada temelde üç şey istiyoruz: Ücrette denge, gelirde adalet, kamuda huzurun sağlanması… Ücrette denge için kamuda ücret reformu istiyoruz. Gelirde denge sağlanması için kayıpların telafi edildiği ve emekliye de yansıyacak şekilde seyyanen zam verilsin diyor, emeklilere verilmeyen seyyanen zammın da bir an evvel yansıtılmasını istiyoruz. Kamuda huzurun sağlanması için 4688 sayılı kanunun evrensel ilke ve normlara uyumlu hâle getirilmesini istiyoruz. Memur, ülkenin yükü değil gücüdür. Memur, ülkenin teminatı, fotoğrafıdır. Memur, ülkenin her bir karış toprağında hizmet üreten, devletin eli koludur. Memur mutsuzsa ülkenin genel tablosu mutsuzdur. Huzuru sağlamak, barışı tesis etmek, ekonominin tutmayan hedeflerinden daha kıymetlidir.”

“Toplu sözleşmede akademisyeni, memuru, şube müdürünü görmeyenler, kendileri için kocaman bir iyileştirme paketi yaptılar”
Ali Yalçın, şunları kaydetti:
“Onun için biz diyoruz ki, üç temel beklentimize ilave olarak,birinci dereceye 3600 ek gösterge, artık hayata geçirilmeli ve ötelenmemelidir. Gelir vergisi yüzde 15’e sabitlenmelidir. 22 bin 150 liraya ulaşan seyyanen ödeme emeklilere de yansıtılmalıdır. Mühendislik Meslek Kanunu çıkarılmalı, teknik personelin beklentileri karşılanmalıdır. YHS artık tarih olmalı, bu sınıfta çalışanlar Genel İdare Hizmetleri Sınıfı’na dâhil olmalıdır. Akademik personelin maaşları iyileştirilmelidir. İdari personel, şef, şube müdürü ve diğer personelin haklı beklentileri karşılanmalıdır.
Çalışanlar, koridorlarda, çalışma masalarında yanındakilerle bordro kıyası yapar hale geldi. Bu tuhaflık, bu gariplik ortadan kaldırılmazsa çok büyük soruna dönüşecek. Bugün bir kez daha uyarıyor ve bir kez daha çağrıda bulunuyoruz.
Kariyer uzmanlarının ayrılan bütçesi aktarılmalıdır. Biz toplu sözleşmede kariyer uzmanlarının durumunu da masaya getirdik. Orada bize tartışma konusu yaptırmayanlar, tencerenin kapağını açtırmayanlar, daha sonra kendilerini de dahil ederek koca bir pakete dönüştürüp sahayı altüst edecek bir tartışma haline dönüştürerek verilmesini engellediler. Düzenleme getirirken tartışmayı mutfakta yapmaya fırsat vermeyenler, taşra uzmanlarını görmediler, müfettiş yardımcılarını görmediler, mühendisleri görmediler, akademik kariyeri görmediler. Onun için bunun çözümü, kesinlikle bugünden tezi yok kamu personel sistemindeki bu çarpıklığıbir an önce ele almak, günü kurtarmak değil geleceği kurmaktır.”

“Hakkımız verilinceye, 4688 değişinceye kadar eylemliliğimiz, tepkimiz ve mücadelemiz devam edecek”
Genel Başkanımız Ali Yalçın, eylemliliğimizin, tepkimizin ve mücadelemizin hakkımız verilinceye, 4688 sayılı Kanun değişinceye kadar devam edeceğini vurgulayarak, “Yaşasın hak, yaşasın emek, yaşasın mücadele, yaşasın adalet…” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.





